Ana Sayfa
  Pano
  Dökümanlar
  İletişim
  Atom Fiziği
  Dalgalar
  Elektromanyetizma
  Katı Materyal Fiziği
  Katıhal Fizği
  Klasik Mekanik
  Kuantum Fiziği
  Maddesel Fizik
  Matematiksel Fizik
  Modern Fizik
  Nanoteknoloji
  Nükleer Fizik
  Optik
  Parçacık Fiziği
  Sıvı Mekaniği
  Termodinamik
 

Üye Girişi

E-mail Adresin

Şifre

 
 
 
  Bilim Adamları
  Fizik Deneyleri Java
  İstanbul Üniversitesi
  Periyodik Cetvel
  Physical Review
  Tübitak
  Türk Fizik Derneği
  Üniversiteler
  Videolar


 
 İşte Biyonik İnsan

İnsan ve robotu birleştiren biyo-teknoloji artık yalnızca Robocop gibi bilim-kurgu filmlerinde görülen bir fantezi değil; “Yarının İnsanları” olarak anılan bir grup insan kaybettikleri kol, bacak hatta göz gibi hayati organları yerine sinir sistemlerine bağlanan aygıtları kullanarak yaşamlarını sürdürebiliyor

National Geographic dergisinin ABD baskısının ocak sayısı beyinden gelen komutlara göre hareket eden biyonik organ teknolojisini kapak konusu yaptı. Bilim insanlarının sinirsel protez olarak adlandırdığı biyonik organlar, beyinden gelen sinyallerin organı hareket ettiren bilgisayara yönlendirilmesi sayesinde çalışıyor. Sinirlerle biyonik protezi doğrudan bağlamak imkânsız. Bu yüzden deri altına yerleştirilen elektrotlar sinirlerin ilettiği sinyallerle kasılan kasların ortaya çıkardığı elektriği algılıyor.
Kolunu 2006’da trafik kazasında yitiren Amanda Kitts biyo-teknolojiden yararlananlardan sadece biri: Protez takılmadan önce, Kitts’in koluna uzanan zarar görmüş sinirler, sinyali uygun şekilde iletebilmesi için üst kol kaslarına yönlendirildi. Kitts, sinirlerin burada yavaş yavaş büyümesi sürecini, “Önce karıncalanmalar hissettim, 4 ay sonunda kolumun üst kısmının farklı yerlerine dokundukça farklı parmaklarımı hissedebiliyordum” diye anlattı. Başlarda terapistler eşliğinde çalışan Kitts, artık biyonik kolunu rahatça kullanabiliyor, kolunu bükmeyi düşündüğünde beyninin yolladığı sinyalleri algılayan protezin içindeki bilgisayar biyonik kolu büküyor.
Ancak biyonik kolun bazı kusurları yok değil. Kitts karton kahve bardağını eline almak istediğinde bardak sert olmadığı için algılayamayan kol, bardağı sıkıp patlatmış. Bunun üzerine,  yeni bir prototip üstünde çalışan uzmanlar bu sefer parmak uçlarına basınç hisseden parçalar ekledi. Prototipi deneyen Kitts, sensörlerin ilettiği titreşim sayesinde kâğıt ile cam gibi sert yüzeyler arasındaki farkı hissedebildiğini ifade etti.

Sırada biyonik beyin var
Bilim insanları, gelecekte hafıza kaybı olanlar için beynin hafıza depolayan hippocampus bölgesinin yapay olanını geliştirmeyi umuyor. Ayrıca, sıcaklığı ve dokunmayı algılayabilen yapay derinin 20 yıl içinde geliştirileceği öngörülüyor.

Felçliler hareket edecek, körler görecek
Biyonik organlar felçliler için de umut veriyor; yazıda kolları ve bacakları 1992’den beri felçli olan Eric Schremp’in de artık çatal bıçak kullanabilecek seviyeye geldi. Schremp’in göğsüne yerleştirilen mikro-elektrotlar buradaki hareketleri radyo sinyaliyle tekerli sandalyedeki bilgisayara yolluyor, hareketleri yorumlayan bilgisayar göğsündeki alıcıya geri gönderiyor ve sinyal buradan kolundan uzanan kablolarla eline kadar iletiliyor. Böylece Schremp’in eli çatal-bıçak tutabilecek şekilde hareket edebiliyor. Biyo-teknoloji en yaygın olarak duyma engelliler için kullanılıyor. Son 30 yılda 200 bin kişinin, kulak içine yerleştirilen biyonik aygıtlarla duyma yeteneğine yeniden kavuştuq. Bu aygıtlar, dışardaki bir mikrofondan aldıkları sesleri ses sinirlerini uyarararak beyne iletiyor. Biyonik gözlerin ise bir sonraki adım olduğu düşünülüyor. Görme duyusunu tavuk karası yüzünden yıllar önce yitiren Jo Ann Lewis’in göz retinasının canlı kalan alt tabakalarına yerleştirilen elektrotlar, bir kamera yardımıyla kadının eskisi gibi olmasa bile yeniden görebilmesini sağladı. Lewis kaydedilen ilerlemeyi, “Şimdi yeniden ağaçların siluetlerini görebiliyorum”  diyerek anlattı


 
Hata Bildir - Sık Kullanılanlara Ekle